Şarkılarla geçti aramızdan…Opodrace-çkini golasthu toli-çkini tzoxleşe…
Şarkıları ve yüreklere dokunan içli sesiyle olduğu kadar devrimci duruşuyla da belleklere kazınan Laz müzisyen Kazım Koyuncu, 7 Kasım 1971’de Artvin-Hopa’ya bağlı Phançholi (Sugören) köyünde doğdu.
Babasının deyimiyle o, doğduğunda da adamdı. İlk hocası Arhavili kemençeci Yaşar Turna, ilk enstrümanı mandolindi. Sonrasında ise gitar. 1989 yılında üniversiteyle birlikte İstanbul’la da tanıştı. Okulu bitirip kaymakam olmayı değil müzik yapmayı seçti.
1990 yılında Çağdaş Sanat Atölyesi ile başlayan yolculuğu, Ali Elver ile kurdukları müzik grubu ‘Dinmeyen’ ile devam etti. Türkiye’de Lazca ve Laz kültürü üzerine yapılan araştırmalar yoğunlaşırken o bir kenarda oturup izleyemezdi. Gitarı ile verdi yapılan çalışmalara. Zuğaşi Berepe işte böyle bir süreçte doğdu. Grup, ‘Va mişkunan’ ve ‘İgzas’ın ardından misyonunu tamamlayıp dağılınca da yoluna tek başına devam etme kararı aldı. Adını, Karadeniz’de Laz çocuklarının kendilerini deli dalgalara bırakarak yaptığı aletsiz sörften alana ilk albümü ‘Viya’ yı 2003 yılında çıkardı. Ardından ‘Hayde’ geldi. Bu arada ‘Gülbeyaz’ dizisinin müziklerini yaptı. Sonra da Kemal Sahir Gürel’le ‘Sultan Makamı’ nın…
Ünü artık ülke sınırlarını aşan tanınmış bir müzisyendi. Yurt içinde ve dışında pek çok konser verdi. Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda düzenlenen ‘Hey Gidi Karadeniz’ konserlerine öncülük etti. Bu konserlerde Karadeniz müziğinin güçlü sesleri Fuat Saka, Volkan Konak ve Bayar Şahin ile birlikte sahne aldı.
Onun Lazca için büyük düşleri vardı. Dünya için de. Bu nedenle başta Karadeniz sahil yolu olmak üzere tüm doğa katliamlarına karşı durdu. O arkadaşlarının tanımıyla tam bir anti otoriter ve anti hiyerarşikti. Çocukların ve gençlerin en yakın dostu, ‘Kazım abisi’ydi. Onların düşlerine ve cesaretli yüreklerine inanıyordu. Bu güzel hayaller ne yazık ki adı ‘kanser’ olan bir kabusla kesildi. Ve tam da konsere çıkmaya hazırlanırken 25 Haziran 2005 günü hayata veda etti.
Arkasından çok şey yazıldı, söylendi. Ama bunların en güzelini belki de yönetmen Ümit Kıvanç’ın hazırladığı ‘Şarkılarla Geçtim Aranızdan’ belgeseli söyledi. Çünkü bu belgeselde konuşan Kazım’ın bizzat kendisiydi.
1990 yılında Çağdaş Sanat Atölyesi ile başlayan yolculuğu, Ali Elver ile kurdukları müzik grubu ‘Dinmeyen’ ile devam etti. Türkiye’de Lazca ve Laz kültürü üzerine yapılan araştırmalar yoğunlaşırken o bir kenarda oturup izleyemezdi. Gitarı ile verdi yapılan çalışmalara. Zuğaşi Berepe işte böyle bir süreçte doğdu. Grup, ‘Va mişkunan’ ve ‘İgzas’ın ardından misyonunu tamamlayıp dağılınca da yoluna tek başına devam etme kararı aldı. Adını, Karadeniz’de Laz çocuklarının kendilerini deli dalgalara bırakarak yaptığı aletsiz sörften alana ilk albümü ‘Viya’ yı 2003 yılında çıkardı. Ardından ‘Hayde’ geldi. Bu arada ‘Gülbeyaz’ dizisinin müziklerini yaptı. Sonra da Kemal Sahir Gürel’le ‘Sultan Makamı’ nın…
Ünü artık ülke sınırlarını aşan tanınmış bir müzisyendi. Yurt içinde ve dışında pek çok konser verdi. Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda düzenlenen ‘Hey Gidi Karadeniz’ konserlerine öncülük etti. Bu konserlerde Karadeniz müziğinin güçlü sesleri Fuat Saka, Volkan Konak ve Bayar Şahin ile birlikte sahne aldı.
Onun Lazca için büyük düşleri vardı. Dünya için de. Bu nedenle başta Karadeniz sahil yolu olmak üzere tüm doğa katliamlarına karşı durdu. O arkadaşlarının tanımıyla tam bir anti otoriter ve anti hiyerarşikti. Çocukların ve gençlerin en yakın dostu, ‘Kazım abisi’ydi. Onların düşlerine ve cesaretli yüreklerine inanıyordu. Bu güzel hayaller ne yazık ki adı ‘kanser’ olan bir kabusla kesildi. Ve tam da konsere çıkmaya hazırlanırken 25 Haziran 2005 günü hayata veda etti.
Arkasından çok şey yazıldı, söylendi. Ama bunların en güzelini belki de yönetmen Ümit Kıvanç’ın hazırladığı ‘Şarkılarla Geçtim Aranızdan’ belgeseli söyledi. Çünkü bu belgeselde konuşan Kazım’ın bizzat kendisiydi.