Rusya’da “Bubrik”’ti, Karadeniz’de “Simit” oldu, Lazlar ona “Kherkheli” dedi
Röportaj ve fotoğraflar : Filiz Acar
Röportaj ve fotoğraflar : Filiz Acar
Bubrik’ten Kherkheli’ye...
Filiz Acar : Simidin bölgedeki öyküsü ne zaman ve nasıl başladı?
Filiz Acar : Burada yapılan simidi diğerlerinden ayıran özellik nedir? Bir püf noktası vardır herhalde....
Baki Öztürk : Simidin özelliği yalnız dikkat ve ölçüdür. En önemlisi de hijyendir. Benim alfabem temizliktir. Püf noktası işlemeyle öğrenilir, göre göre olur, ustalık gerektirir. Suyu kaçırmayacaksın, tuzu kaçırmayacaksın ölçüleri var tabii. Kilit ismi soracak olursan her fırında kilit isim pişiricidir. Ustaların uyumlu çalışması lazım. Buradan mal iyi teslim edilir, orada bozuldu mu olmaz ama hamura güvenmezse o da pişirmez.
Bir değeri de şudur; bir tost ekmeğini her kişinin yanında yiyemeyebilirsin ama bunu gidersin Reis-i Cumhur’un yanında yersin. Dökülmez saçılmaz, israf olmaz.
Filiz Acar: Başladığından beri şekli bu muydu? Hiç çeşitlendirmeyi düşünmediniz mi?
Sade ama mağrur...
Filiz Acar : Simit hangi aşamalardan geçerek bu lezzeti alıyor?
Abbas Parlak : Yoğurmaktan başlarız. Un, su, tuz ve çok az miktarda maya kullanırız. Bir de ikinci haşlama suyunda siyah üzüm pekmezi. Bunun dışında bir malzeme ve herhangi bir katkı maddesi yoktur. Unun seçimi önemlidir. Biz baklavalık un kullanırız. Yoğurma işlemi makinede yapılır. Hamur 1 veya 2 saat dinlendirilir. Yazın kullanılan maya miktarı daha az, dinlendirme süresi daha kısadır. 60’ar gramlık parçalar halinde koparılan hamur elde yuvarlanarak simit haline getirilir. Çam veya kestane ağacından yapılan Pasa’larda bir süre dinlendirildikten sonra bir, bir buçuk dakika kadar kaynar suda makarna gibi haşlanır. Ardından yörede yetişen kokulu siyah üzüm pekmezli suya atılır. Kurutma işleminden sonda da kürekle fırına verilir.
Filiz Acar : Ülkemizde tüketimi yaygın olan susamlı simitten farkı ve sağlık yönünden faydası nedir?
Bu simidi ayrıca bölgede diş çıkaran çocuklar için eskiden beri kullanırlar. Plastik malzeme yerine çocuğun eline simit verilebilir.
Filiz Acar : Bayatlayan simitler için bir değerlendirme yöntemi var mı?
Abbas Parlak : Ev hanımlarının birkaç yöntemle değerlendirdiklerini biliyoruz. Bayatlayan simitleri ufalayıp tepsiye diziyorlar. Üstüne normal baklava şerbeti dökerek tatlı, sarımsaklı yoğurt dökerek yalancı mantı şeklinde değerlendiriyorlar. Zaten simidin tadı gün geçtikçe değişir. Fırından yeni çıkan simidin tadı ile bir saat geçtikten sonraki tadı farklıdır. Simit küflenmediği müddetçe değişik zamanlarda değişik şekillerde tüketilebilir, çünkü günlerce dayanır.
Simitten bıkılmaz....
Filiz Acar: Günde kaç tane simit çıkarıyorsunuz? Burada üretilen simidi başka merkezlere gönderme şansınız var mı? Talep geliyor mu?
Filiz Acar : Bir simit kaç gram gelir? Kaça satılır?
Abbas Parlak : Her bir simidin hamuru 60 gramdır, pişerken 20 gram fire verir ve 40 gram gelir. Bakkallarda tanesi 15 Yeni Kuruş’tan satılır. Zahmetine karşılık bu fiyat bir şey değil.
Filiz Acar : Simidin geleceği var mı? Durum ne gösteriyor?
Abbas Parlak : Bu bitmez, bu işin geleceği var. Eskiden 3 bin tane yapılıyordu, şimdi 10 bin tane yapıyoruz. Yarın 20 bin, 30 bin olacak.Şu an Pazar’da bizden başka bir fırın daha var. Gün geçtikçe gelişiyor. Gelecekte çeşidi yapılabilir ama biz böyle korunmasından yanayız. Bozulmadan, bu şekilde devam etmesini istiyoruz. Bundan sonra zaten çırak yetiştireceğiz. Bu iş artık usta-çırak ilişkisi şeklinde devam edecek. Şimdiki çocuklar daha çok okumaya meraklı. Biz her gün içinde olmamıza rağmen yemekten bıkmıyoruz. Simitten bıkılmaz.
Gurbette yaşayan Karadenizliler’in memleketten gelen eş dost akrabadan istedikleri “yükte hafif pahada ağır” en değerli hediye olan simidin püf noktasını öğrenmeyi pek başaramadık ama hamuru un, su ve tuzdan oluşan bu sade lezzetin sırrının saklı olduğu noktayı bulduk. Babadan oğula el vererek süregelen bu uğraşın sırrı ustaların gözlerinde parlayan ışıktaydı. Sır: Sevgiyle yapılan her işin başarıya ulaşmasıydı. Baki Usta sohbet sırasında fark etmese de bunu ağzından kaçırmıştı: “Bu iş ancak sevgiyle yapılır” diye.
Abbas Parlak : Her bir simidin hamuru 60 gramdır, pişerken 20 gram fire verir ve 40 gram gelir. Bakkallarda tanesi 15 Yeni Kuruş’tan satılır. Zahmetine karşılık bu fiyat bir şey değil.
Filiz Acar : Simidin geleceği var mı? Durum ne gösteriyor?
Abbas Parlak : Bu bitmez, bu işin geleceği var. Eskiden 3 bin tane yapılıyordu, şimdi 10 bin tane yapıyoruz. Yarın 20 bin, 30 bin olacak.Şu an Pazar’da bizden başka bir fırın daha var. Gün geçtikçe gelişiyor. Gelecekte çeşidi yapılabilir ama biz böyle korunmasından yanayız. Bozulmadan, bu şekilde devam etmesini istiyoruz. Bundan sonra zaten çırak yetiştireceğiz. Bu iş artık usta-çırak ilişkisi şeklinde devam edecek. Şimdiki çocuklar daha çok okumaya meraklı. Biz her gün içinde olmamıza rağmen yemekten bıkmıyoruz. Simitten bıkılmaz.
Gurbette yaşayan Karadenizliler’in memleketten gelen eş dost akrabadan istedikleri “yükte hafif pahada ağır” en değerli hediye olan simidin püf noktasını öğrenmeyi pek başaramadık ama hamuru un, su ve tuzdan oluşan bu sade lezzetin sırrının saklı olduğu noktayı bulduk. Babadan oğula el vererek süregelen bu uğraşın sırrı ustaların gözlerinde parlayan ışıktaydı. Sır: Sevgiyle yapılan her işin başarıya ulaşmasıydı. Baki Usta sohbet sırasında fark etmese de bunu ağzından kaçırmıştı: “Bu iş ancak sevgiyle yapılır” diye.