08 / 02 / 2012 - Çarşamba

Son Güncelleme07:27:18 AM GMT

Buradasınız: Tarih ve Kültür Makaleler Laz Kültür Derneği Kuruluş Gecesi

Laz Kültür Derneği Kuruluş Gecesi

Lazlar, antik çağlardan bu yana Karadeniz’in doğu ucunu kendilerine yurt edindiler ve bu topraklarda yüzyıllar boyu sessiz sedasız sürdürdüler yaşamlarını. Burada çalışıp didindiler, ekip biçtiler, çoğaldılar. Doğayla büyük bir uyum içerisinde süren yaşamları boyunca Lazona’nın coğrafyasına ve iklimine uygun şekilde özgün mimari yapılarını, yemeklerini ve kültürlerini yarattılar. Burada aşık oldular, destanlar söylediler, hikayeler yazdılar, maniler dillendirdiler, karşı beri atıştılar. Başta ağaçlar olmak üzere doğada bulunan her şeyi çok sevdiler, bağlandılar. Zamanla rüzgarı hissetmeyi, güneşi okumayı, toprağı dinlemeyi öğrenerek bilgeleştiler. Erkekler gurbete çıkarken kadınlarını, çocuklarını ve yaşlılarını geride bıraktılar. O çok güvendikleri memleketlerine, sılaya emanet ettiler onları. Yılda bir kez dönebilen kendini şanslı saydı. Bu süre bazen iki ya da üç yıla çıktı. Üstelik bir güne bir gün gözleri arkada kalmadı. Bu durum böyle sürüp gitti bir zaman.

Ama öyla bir an geldi ki çocuklar okumaya başladı. Büyük büyük okullarda okuyan bu çocuklar köye dönemedi. Şehirlerde çalışmaya, orada evlenip barklanmaya koyuldu. Bu Lazların bilmediği, alışmadığı bir şeydi. Yalnız dünyanın öte ucuna da gitseler kendilerini bırakmayan, yürekleriyle birlikte sürüklenen bir şeyler vardı. Ne yapıp etseler de tulumun sesinden, horonun coşkusundan, hamsinin ve lahananın tadından vazgeçemiyorlardı. Hele dilleri, hele dilleri. Annelerinin ak sütü gibi kendilerine helal olan...

Memleket hasreti, gurbette yapışmışken yakalarına bir gün şehrin dumanı, sisi arasında kendilerine şu soruyu sordular: “Şk’u mi voret? - Biz kimiz?” Ve cevabını yüksek sesle verdiler, “Biz Laz’ız” diye. Madem gurbetteyiz, doğup büyüdüğümüz köylerimize dönemiyoruz, öyleyse dilimizi ve kültürümüzü elimizden geldiğince burada yaşamaya ve yaşatmaya çalışabiliriz. İşte böyle bir ortamda doğdu, bir çatı altında toplanma ihtiyacı. Hemen kollar sıvandı. Lazca’yı ve Laz kültürünü koruyup yaşatmaya yönelik bir dernek kurulması getirildi gündeme. 2008’in başında da Türkiye’nin adında ‘Laz’ kelimesi geçen ilk derneği doğdu: Laz Kültür Derneği. Laz dili ve kültürü konusunda tek adres olmak iddiasıyla ortaya çıkan dernek bu bir yıllık süreçte toplantılardan panellere, horon kursundan konserlere kadar pekçok etkinlik gerçekleştirdi. Çalışmalarını Kadıköy’deki merkezinde sürdüren Laz Kültür Derneği’nin resmi açılışı 2 Mart 2008 Pazar günü geniş katılımla, coşkulu horonlarla yapıldı. Dernek bundan sonra da yeni projeler ve çalışma gruplarıyla faaliyetlerini aralıksız sürdürmeyi planlıyor.

Laz Kültür Derneği bir yılda ne yaptı?
- Derneğin resmi açılışı 2 Mart 2008 Pazar günü yapıldı. Ardından kuruluş yemeği düzenlendi.
- Kuruluş toplantılarında belli aralıklarla bir araya gelindi.
- Lazların tarihî ve kültürel mirasını korumaya yönelik duyarlılık oluşturmak amacıyla Sözlü tarih atölye çalışmaları başlatıldı. (Yön. Elif Ergezen).
- Lazca konusunda seminer çalışmaları yapıldı

. (Yön. İsmail Bucaklişi).

- Horon kursu açıldı. Çalışmalar devam ediyor (Yön. İsmail Bucaklişi).
- Fotoğrafçılık kursu açıldı (Yön. Başar Hatırnaz).

- Anayasa hukuku profesörü İbrahim Kaboğlu, gazeteci Hilmi Hacaloğlu ve Laz müziği sanatçısı Turgut Yamakoğlu’nun katıldığı üç ayrı ‘Pazar Toplantısı’ gerçekleştirildi.

- Gençlik toplantıları organize edildi. Fındıklı Dereleri konusunda Mevlüt Gürkan’ın konuşmacı olduğu bir söyleşi yapıldı.
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, dernek merkezimizde özel bir etkinlik gerçekleştirildi.
- Laz müzisyen Kazım Koyuncu ölümünün üçüncü yıldönümünde etkinliklerle anıldı; ‘Şarkılarla Geçtim Aranızdan’ belgesel film Pazar, Ardeşen, Fındıklı, Arhavi ve Hopa’da gösterildi. İstiklal caddesinde bir yürüyüş gerçekleştirildi.
- Laz sanatçı Erdal Bayrakoğlu, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde coşkulu bir konser verdi.