08 / 02 / 2012 - Çarşamba

Son Güncelleme07:27:18 AM GMT

Buradasınız: Tarih ve Kültür Makaleler Savaş ve Kafkasya

Savaş ve Kafkasya

Gazeteci Hilmi Hacaloğlu bu kez Laz Kültür Derneği’nden bildiriyor..
Laz Kültür Derneği’nin hafta sonları düzenlediği kahvaltılı sohbet toplantısına gazeteci Hilmi Hacaloğlu konuk oldu. Hacaloğlu, ağustos ayında Gürcistan’da meydana gelen savaşa dair izlenimlerini paylaştı. Bir gazetecinin savaş bölgesinde karşı karşıya kaldığı sorunları ve atlattıkları hayati tehlikeyi anlattı. Dinleyicilerin, sorularıyla farklı açılımlar getirdiği ‘savaş’ konulu toplantının uzlaşma noktası muhteşem lezzetiyle hamsili ekmek (k’apçoni cari) oldu.

Laz Kültür Derneği’nin düzenlediği ve alanında uzman isimlerin katıldığı sohbet toplantılarının bu haftaki konuğu gazeteci Hilmi Hacaloğlu oldu. Aslen Fındıklılı (Vi3’e) bir Laz olan ve haber kanalı NTV’de muhabir olarak görev yapan Hacaloğlu, ‘Savaş ve Kafkasya’ başlığı altında ağustos ayında  Gürcistan’da meydana gelen savaşa dair gözlemlerini anlattı.

Başkan Beşli ön bilgi verdi...
Laz Kültür Derneği’nin Kadıköy’de bulunan merkezinde yapılan toplantının açılış konuşmasını yapan Başkan Mehmedali Barış Beşli, konunun daha iyi anlaşılması için Osetya bölgesiyle ilgili bazı ön bilgiler verdi. Beşli, Osetya’nın güney ve kuzey olarak ikiye ayrıldığını, Kuzey Osetya’nın Rusya’ya, Güney Osetya’nın da Gürcistan’ın bir parçası olmasına rağmen fiilen Rusya’ya bağlı olduğunu ve Rusya’nın, bu bölgeye müdahalesini meşru kılmak için Güney Osetyalılar’a pasaport dağıttığını söyledi. Bölgenin bölünmesiyle ilgili çok fazla bilgi olmadığını, ancak Çarlık döneminde Güney Osetya’nın Gürcü feodallere verildiğini ve bu nedenle Gürcistan’ın bir parçası sayıldığını söyleyen Beşli, özerk olan Güney Osetya’nın 1990’lı yıllarda bağımsızlığını ilan ettiğini ifade etti. Beşli, daha sonra Birleşik Devletler’e katılma isteğinde bulunan Güney Osetya’nın bu isteğinin Rusya tarafından kabul

edilmediğini ekledi. Beşli, ‘Yazık ki yaz sonunda Gürcistan’da savaşın başlaması bir felaket gösterdi bize ve Gürcistan’ın Güney Osetya’ya müdahalesi binlerle ifade edilen ölümü getirdi.’ dedi.

‘Savaş bölgesine giden ilk gazeteci grubuyduk’
Bu özet bilgiden sonra asıl konuya geçildi. Gazeteci Hilmi Hacaloğlu, ağustos ayında ülkemizde gündemin çok önemli bir maddesiyle uğraştıkları sırada Gürcistan’da savaşın patlak verdiğini ve görev yaptığı yayın kuruluşu tarafından bölgeye gönderildiklerini anlattı. Sıcak çatışmaların yaşandığı bölgeye ulaşan ilk gazeteci grubu olduklarını ifade eden Hacaloğlu, kameraman arkadaşlarının Şimvali’de başından vurularak yaralanmasını ve devam eden süreçte yaşadıklarını anlattı. Türkiye’nin Gürcistan’la yaptığı işbirliği nedeniyle bölgede Türkiye denince bir düşman figürünün oluştuğunu söyleyen Hacaloğlu, ‘İlk gün o topraklarda bizden başka yabancı yoktu. Bu da bir nevi düşman figürü oluşturuyordu. Biz orada ‘öteki’ olarak sürekli ajan olmakla suçlanarak korkunç bir gece geçirdik. Gori şehri  yanıyor, binalar tütüyor, her yerden dumanlar yükseliyordu. Ben Felluce’ye de gitttim ama biz orada savaşın ne olduğunu gördük. Kente girdiğimizde herkes elimizden tutup bizi bir yere götürmeye çalışıyordu. Gelin, burayı da çekin diyerek. Osetya’ya girdik. Orada parçalanmış bir sınır gördük ve ardından da saldırıya uğradık. Kameraman arkadaşımız Levent başından vurulmuştu. Şimvali’de üst tarafı tamamen tahrip olmuş hastanede doktorlar ve hemşireler insan üstü bir çabayla yaralıları tedavi etmeye çalışıyordu. Beş binin üzerinde ölü olduğunu söylediler. Hastanede ne temiz su vardı, ne de sıhhı malzeme... Doktorlar ve hemşireler tamamen kendilerini bu işe vakfetmiş insanlardı.’ dedi.

‘Fare ile kartalın savaşı’
Bölgede gazetecilerin istenmediğini, hatta nefretle karşılandığını ifade eden Hacaloğlu, oradaki gelişmeleri bütün dünyanın Amerikan merkezli batı medyasından izlediğini ve batı medyasının olayları ‘Rusya, Gürcistan’a saldırdı’ şeklinde verdiğini, oysa durumun tam tersi olduğunu aktardı. Gazeteci olarak güvenlik başta olmak üzere dille ilgili de sorunlar yaşadıklarını söyleyen Hacaloğlu, iletişimi çat pat İngilizce ile kurduklarını, bölgede Amerika’ya ve batıya dolayısıyla kapitalizme duyulan sempatinin sürekli arttığını belirtti. Savaşın ortasında gördükleri manzarada Rusya’nın üstünlüğü ortadayken Gürcistan’ın, kazanması mümkün olmayan böyle bir savaşa niye girdiğini anlamadığını söyleyen Hacaloğlu, ‘Ortada fare ile kartalın savaşı gibi bir durum vardı’ dedi. Konuyla bağlantılı olarak küresel krize de değinen Hacaloğlu, bölgede Rusya’nın gücünün test edilmeye çalışıldığını söyledi. Amerikan menşeyli olarak gösterilen küresel mali krizden asıl etkilenecek olanın Rusya olduğunu, onunla birlikte Türki Cumhuriyetler, Çin ve Hindistan ekonomilerinin de büyük tehdit altında olduğunu, krizin gelişmekte olan piyasaları vuracağını ve yine zengine yarayacağını, onların gücüne güç katacağını söyledi. Hacaloğlu ‘Rusya, Kafkaslar’ın mümkün olduğunca dışına atılmaya çalışılıyor. Oysa Rusya, Kafkasya’nın üzerinden hiçbir zaman elini çekmeyecek. En sıkıntılı ülke Türkiye olacak. Çünkü Türkiye, bölgenin en sıkışmış ülkesi.’ dedi.

Gazeteci Hilmi Hacaloğlu, sohbet toplantısının sonunda dinleyicilerden gelen soruları yanıtladı.